Medyumhoca

Medyum Burak

Mart 8th, 2010 by admin

Değerli Ziyaretcilerimiz ;

MEDYUM BURAK 9 yıldır Medyumluk faliyetinde bulunmakta olup BİOENERJİ,HAVAS İLMİ,İLM-İ LEDÜN,PARAPSİKOLOJİ,MANEVİ ŞİFACILIK konularından kendini ispatlayan üstadtır.

Türkiyenin sayılı Vergi Levhalı ve Ruhsatlı Medyumlarındandır. MEDYUM BURAK’a her türlü sorununuzu danışabilirsiniz. Bir çok ünlünün kendisine fikir danışdığı medyumumuza sizde bir telefon ve mail kadar yakınsınız.

Bize telefon veya mail ile ulaşabilir sorununuzu gönül rahatlıyla danışabilirsiniz.Tüm Konuşma ve yazışmalarınız gizli kalacaktır.

Not: Lütfen Fal ve Gelecek Yorumu Gibi Konular için aramayanız yada bu konularla alakalı mail atmayınız.Bu konularda çalışma yapılmamaktadır.


Lütfen Sorunlarınızı Mail Yolu ile gönderin.

Mail: medyumburak@gmail.com

Mail: burak@medyumburak.com


Yazi bilgileri Medyum | Yorumlar kapalı

Ayrılıktan Vazgeçirme Büyüsü

Nisan 3rd, 2010 by admin

Ayrılıktan Vazgeçirme Büyüsü vefk tılsımı ile meydana gelir.Eşiniz yada sevgilinizi ayrılıktan vazgeçirmeye yönelik yapılır.Detaylı bilgi için hemen iletişime geçiniz.

Telefon No: 0539 414 51 78


Yazi bilgileri Büyü | Yorumlar kapalı

Büyü Çözümleri

Mart 30th, 2010 by admin

Büyü Çözümleri için önce büyünün hangi yöntemle yapıldıgını belirtmek gerekir.Daha detaylı bilgi için hemen iletişime geçiniz.


Yazi bilgileri Büyü | Yorumlar kapalı

Kısmet Açma Büyüsü

Mart 29th, 2010 by admin

Kısmet Açma Büyüsü vefk ile yapılır.Kısmeti kapalı olanlar için oldukça ideal bir yöntemtir.Daha detaylı bilgi için iletişime geçiniz.

Telefon No: 0539 414 51 78


Yazi bilgileri Büyü | Yorumlar kapalı

Üç Harfli Nedir?

Mart 23rd, 2010 by admin

Cin’in lugattaki manası gizliliktir, görünmeyen gizli varlıklar demektir. Cinlerin asıl suretini gören olmamıştır. Cinlerin hakikatini göremeyiz. Çünkü cinler metafizikdir manadır görülmeyecek kadar latif varlıklardır.
Yazinin devami icin tiklayin »


Yazi bilgileri Gizli İlimler | Yorumlar kapalı

Büyü Çeşitleri Nelerdir

Mart 22nd, 2010 by admin

İnsanoğlu yaratılışından bu yana, her çağda bilinmezliğin kapılarını zorlamak, yaratılışın, yaşam ve ölümün sırlarını çözmek, doğaüstü güçlere hükmetmek merakını yenemedi.

Güzel Görünme

Bir kızın sevgilisine, bir kadının kocasına güzellik muskası yapmak için kullanılmamış bir el aynasının üstüne güzel görünmek isteyenin adı, is mürekkebi ya da toprak boyası kullanılarak, tüy, kanat teleği ya da başka bir nesneyle yazılır, kurumadan silinir. Bu iş yedi defa tekrarlanır. Aynanın ortasına bir damla mürekkep ya da toprak boyası damlatılır. Damlatma sırasında kızın ya da kadının adı söylenip Vech-I ahsen ya Halik (Ey yaratıcı bu en güzel yüzdür) denir. Boya damlası aynanın üzerinde kuruduktan sonra yetmiş halakallah’I beşer fi suretuilmelek (Tanrı melek kılığında insan yaratmıştır), kırkbir kez maşallahu subhanallah söylenir, aynaya üfürülür.

Ayna üç gece ay ışığına bırakılır, bu süre içinde yedi Elham, bir Duha suresi okunur. Üçüncü günün bitiminde ayna yazılır, üstüne aynanın büyüklüğünde bir muşamba yapıştırılıp büyüyü yaptıranın odasına asılır. Bu kişi her sabah kalktığında aynaya bir kez bakar. Ayna konduğu yerde asılı durduğu ve yapan aynaya baktığı sürece kocasına ya da sevgilisine güzel görünürmüş.

Bir erkek istediği kız ya da kadın için aynı özel büyüyü yaptırır. Önce kızın adı yazılı bir kağıdın üzerine üç sin, yetmiş elif, üç lam Kuran’dan küçük bir sure yazılır. Kağıt ılık suyun içinde yıkanır, ezilir toz gibi suya karıştırılır. Su, mürekkebin çıkardığı boya ile morarır. Bir cuma gecesi yatsıdan önce bu su kızın kapısına serpilir, ancak suyun birazı saklanır. Birisi aracılığıyla kızın başına damlatılır. Kırk gün içinde kızda erkeğe karşı bir yönelme başlarmış.

Gül
İyice açılmış gülün çiçeğinden yedi yaprak koparılıp, büyü yaptıracak olanın adı söylenerek yedi kez üflenir. Bu arada bir de elhamdulillahirrabbilalemin çekilir. Gül yaprakları daire şeklinde dizilip üç gün bırakılır. Her gece bir kez sübhane marifetihi deyip yapraklara üflenir. Üç gün bittikten sonra kurumaya yüz tutan bu çiçek yapraklarının üzerine bir is mürekkebi ya da sulandırılmış toprak boyası damlatılırken yine büyü yaptıranın adı söylenir. Elhamdülillah ya Allah denir. Yapraklar üst üste konup bastırılır, yedi kat muşambaya sarılıp, üzerlerine kırkbir kez Leyl (Leyl, Kur’anın 92. suresidir. Perdesini çeken gece adına, ışıldayan gün adına, erkeği dişiyi yaradan adına diye başlar.) suresi okunup üflenir, sonra bu muşamba da üç kat yeşil yamaya sarılıp dikilir. Üzerine yedi dikiş vurulur. Büyüyü yaptıran yıkanır, kokular sürünür, bu muskayı yatağının altına gizler. Bu muska yatağın altında bulunduğu sürece, büyüyü yaptıran başkalarının gözüne gül gibi güzel görünürmüş.

Bal
Arının oğul denen yavrularının ilk yaptığı bal, kovandan çıkmadan üç yemek kaşığı kadar alınıp bir kaba konur. Güzel görünmek isteyenin adı yedi kez söylenip bal üflenir. Sonra bir rekat namaz kılınır. Belirli sözler söylendikten sonra sağa sola üflenir, göğe karşı Hıfzeyle ya Hu söylenir. Ya Hu derken u harfinin yedi kez söylenmesi gerekir. Bu iş bittikten sonra bir kaşık tuzsuz tereyağı küçük bir yumak yapılarak büyü yapılan kimsenin yanaklarına dudaklarına sürülerek bal akıtılır iyice karıştırılır. Karışımın bulunduğu tasın üstü örtülür. Üç beklenir, dördüncü günden itibaren her sabah ezanından önce, yaptıran kişi o baldan biraz yer. Yerken de “Allahumme rabbike” der. Yedi sabah bu işlemi tekrarlar. Bal bittikten sonra yedi gün ortalıkta pek görünmez daha sonra istediği gibi rahatça dolaşabilir, ve kendisine bakanların gözüne çok güzel görünürmüş.

Koca Bulma

Duvak Teli
Bir kızın kısmetinin açılması için, gerdek gecesi yeni gelinin duvağından bir tel koparıp onunla büyü yapılırmış. Duvaktan alınan tel üç gün içinde cinciye götürülür. Cinci telin üstüne üç düğüm vurur, uçlarını boş bırakır. Her düğümün üzerine büyü yaptıranın adını yedi kez söyleyip üfler. Kızın saçından üç tel saç alır, onları da duvak teliyle birbirine dolaştırır, sarar, yediye bükerek bağlar. Üç gün günde yetmiş kez, euzubillah der, yere tükürür. Üçüncü günün bitiminde telleri üç kat muşambaya, muşambayı yeşil yamaya sarar, otuz üç dikişle diker, her dikiş vuruşunda büyü yaptıranın adını söyler, fatih’i-kısmet der. Kız yapılan muskayı, göğüs arasına ya da koynuna asar. Kırk gün içinde isteyeni çıkar. Bunu yalnız yaptıranla cinci hoca bilmelidir. Başkaları duyarsa büyü bozulur.

Üç Yol Ağzı
Kısmeti çıkmayan kızın, üç sabah üç yol ağzında durması gerekir. Önce cinci hocaya gidip, sabah ezanından önce okunulması gerekir. Hoca kızın alnına üç sin yazar, aralarına birer nokta koyar. Mor mürekkeple yazılan bu yazılar, üç kulhuvallah okunacak süre boyunca, kızın alnında durur, sonra silinir. Kızın avuçlarının içine de birer kaf yazılır, biraz sonra silinir. Üç kez euzübi rabbike söylendikten sonra, kızın göğsüne üflenir. Evli bir kadının baş örtüsü kızın başına örtülür, Kuran’dan bir sure okunup kızın yüzüne üflenir. Bu işlem en az üç kez, en çok yedi kez sabah ezandan önce yapılır. Kız cincinin yanından ayrılıp üç yol ağzına gider. Orada üç kulhuvallah, bir elham okuyup sağa sola üfleyecek sürede durur, yüzünü güneşin doğduğu yöne çevirir. Bazı sözler söyler, başını üç kez toprağa sürer ve dua eder. Bunu da en az üç, en fazla yedi kez yapar. Bu büyünün yapıldığı süre, kızın aybaşı halinden yedi gün önce ya da yedi gün sonra olmalıdır. Yine büyüyü sadece kız ve cinci hoca bilecektir. Bunu yapan kızın kısmeti yirmisekiz gün içinde açılırmış.

Kız Bulma
Erkek yalımları yükselen bir ocağın başına oturur, yetmiş ya şafi söyler ocağa üfler. Cinci bu sırada Kuran’dan kısa bir sure okuyup delikanlının dört bir tarafına üfler. Sonra bir kağıdı bir bardak suda iyice ufalar, üç besmele ile içirir. Bu işlem üç gün akşam namazından sonra uygulanır. Üç gün ara verildikten sonra delikanlı yine cinciye gelir muskayı alıp boynuna asar. Muska dışarıdan görünmez. Muskanın dört köşesine dört kız adı, ortasına da delikanlının adı yazılır. Arapça sözler delikanlının adını çevreler. Kız adları dışta kalır. Muska dokuza katlanıp üç kat muşambaya sarılır, yapıştırılır. Dikilmez. Yaptıran bu muskayı boynuna astıktan en fazla kırk gün içinde evlenebilecek kız bulurmuş.

Sevgiyi Arttırma
İki sevgili ya da karı koca arasında bir soğukluk, uyuşmazlık belirtileri başlar, bunun gelecekte daha büyük boyutlara ulaşacağından şüphe edilirse, nefesi keskin bir hocaya gidilirmiş. Hoca Kuran’ın Meryem Suresi”ni mor mürekkeple bir kağıda yazar, kağıdı küçük bir tas suda eritir, üç sabah kendisine başvurana içirir, yedişer damla da başına döker. Üçüncü günü kalan suyu da yedi damla içirdikten sonra, kendisine başvuran erkekse başına, kadınsa iki göğsünün arasına döküp üfler. Dört gün ara verir. Yedinci günü yine Meryem Suresi’ni yazıp düzenlediği muskayı göğsünün üstünde, içten taşınmak üzere başvurana verir. Bu işlemin uygulanışından en geç dokuz, en az yedi gün sonra aradaki soğukluk yumuşamaya, yerini sıcaklığa bırakmaya başlarmış.


Yazi bilgileri Gizli İlimler | Yorumlar kapalı

Muska Nasıl Yapılır

Mart 19th, 2010 by admin

Muska , bir kağıda Kur’an-ı Kerim’den şifa verici ve koruyucu ayetlerin yazılması ile bunun üzerine nefes edilmesidir.Burada dikkat edilmesi gereken husus, sadece kağıda yazı yazmak sureti ile bir tesir meydana gelmez. Bunu yazan kişinin Yazılanlara manyetik bir nefes etmesi işlem için gereklidir.Kimi insan nefesiyle, kimisi gözleriyle, kimisi elleriyle manyetik akım vererek cinlerden veya havadan gelen manyetik akımın sebep olduğu rahatsızlığı yok ederler. Hz. Peygamber rahatsız olanların bazılarına, bazı sahabelerin nefes etmelerini, okumalarını, muskaya bazı şifa ayetlerinin yazılmasını tavsiye etmiştir.Hz Peygamber sahabelerle beraber otururken, birden biri koşarak Ey Allah’ın Resulü “Beni akrep soktu” deyince, sahabelerden bir tanesi “Ya Resulullah, ben Rukye yapabilir miyim?.” dedi. İzin alınca , Rukye yaptı, okudu, nefes etti. Rahatsızlık giderildi.Asrı saadet zamanında Hz. Peygamber kötülüğe ve şerre sebep olabilecek muska ve Rukye yi yasaklamıştır. İyilik ve sağlığa faydalı olabilecek muska ve Rukye ye izin vermiştir. Hz. Aişe validemize nazar isabet edip, rahatsız olduğunda, Hz. Peygamber ona muska yazılmasını ve bunu üzerinde taşımasını tavsiye etmiştir.Hz peygamber hastalığından dolayı muzdarip olan insanlara Kuran’dan sure ve ayetleri okuyup nefes ederlerdi.Aynı zamanda ağrıyan yerlere mübarek eliyle mesh ederlerdi ki bu bir manyetik pasdır bir biyo enerjidir.

Muska hazırlamanın bazı şartları varıdr bunlar sırası ile;

1-Okunan ve yazılan şey ayet,sure,hadis veya manası anlaşılan dua olmalıdır.

2-Manası bilinmeyen bir takım isim,harf,resim ve işaretler kullanılamaz.Buna göre hazrılanan muskalar islamiyete göre haramdır.

3-Tıbbi tedavide olduğu gibi buradada şifayı verenin Allah olduğu unutulmayacak;Ondan başkasından hiç bir şey umulmayacaktır.

Dikkat edilecek bir husus da muska yazarken veya yazdırılırken İslama muhalif olan herşeyden uzak durmak gerekir.Ölçü İslam ve niyet Allah’ın rızası olmalıdır.


Yazi bilgileri Gizli İlimler | Yorumlar kapalı

Nazardan Korunma

Mart 19th, 2010 by admin

Nazar Arapça bir kelime olup dilimize yerleşmiştir. Türkçe manası Kötü Göz demektir. Nazar bilimsel olarak ta kanıtlanmış; İnsan bünyesinden yayılan zararlı ışınların beyin gücüyle beraber belli bir yere odaklanması sonucu, canlı veya cansız nesneleri olumsuz yönde etkileyebildiği klinik deneylerle konunun uzmanları tarafından açıklanmıştır.

Bazı kişilerde bu güç öylesine yoğundur ki gittikleri yada gördükleri yere bir karabasan gibi çökerler. Uğursuzluk bu kişilerde doğuştan vardır. Bazı kişiler ise isteseler bile kötü gözle bakamazlar. Ayrıca yine kimi kişiler nazara meyilli olduklarından çok kalay etkilenirler.

Nazar değen bir kişi aniden halsizleşir, durduk yerde rahatsızlanır, neyin var denildiğinde de kendiside rahatsızlığının ne olduğunu pek çözemez. Hatta zaman ilerledikçe yatağa düşer yataktan kalkamaz hale gelir.

Nazarda Korunma yolları;

Suya İnşirah suresi okuyarak bu sudan içmek etkili bir yöntemdir.

Ayrıca bol bol Besmele çekilmelidir.

Hepimizin bildiği nazar boncuğuda koruyucu bir etkiye sahiptir boncuk mavisi diye bilinen mavi rengin nazarın kötü manyetik etkisini yok edici özelliği bulunmaktadır.

Nazardan korunmanın bir diğer önemli yolu ise sıkca denize girme veya gemi ile seyhat etmektir.Akarsu üzüerinde ve deniz üzerine kurulan köprülerden geçmek faydalıdır.

Ayrıca kurşun döktürmek geçmiş nazar etkisini bertaraf ettiği gibi hafif büyü etkilerinide bozmakta faydalıdır


Yazi bilgileri Gizli İlimler | Yorumlar kapalı

İksir Nasıl Yapılır

Mart 19th, 2010 by admin

İksirler yenileyici ve şifa verici olduğu inanılan içkilerdir. Bu terim ilk önceden simyagerler tarafından (aynı zamanda felsefe taşı olarak bilinen) basit metalleri altına dönüştüren, hastalıkları tedavi eden ve yaşamı uzatan maddeyi tanımlamak için kullanılırdı. Simyagerler her ne kadar bu kelimeyi türetmişlerse de, böyle bir madde konusundaki inanç simyadan önce de vardı ve sürekli olarak mitoloji ve din tarihinde rastlanır.

Kelimenin Kökeni [değiştir]Bu kelime, Latince elixir kelimesinden kaynaklanır ve eliksir de Arapça el-iksir kelimesinin Latinceleşmiş bir şeklidir. Grekçe’de tıp ve simya dönüşümü için kullanılan kuru bir toz olan xerion kelimesine akrabadır.

Özelliği ve Önemi: Din, mitoloji ve peri hikayelerinde bir yerlerde yaşlıyı genç kılan, hastayı iyileştiren, veya ondan bir yudum, soluk veya parça ısıracak kadar şanslı, bilge veya kurnaz olana refah ve sonsuz yaşam veren bir ot, pınar, taş, sarhoş edici içki veya cadı kazanında hazırlanan zehirleyici bir karışım olduğu fantezisi oldukça yaygındır. Gılgameş Destanında Uruk’un görkemli kralı sonsuz yaşamın sırrını bulmak için yolculuğa çıkar ve denizin dibinde sonsuz yaşam otunu bulma şansını sahip olur. Onu yerinden söker ama dikkatsiz bir şekilde onu ortalıkta bırakır ve bir deniz yılanı onu çalar.

Gılgameş’in kaybettiği şeyi bulmak için sayısız insan çabalamıştır. Sağlık, refah ve sonsuz yaşamı bağışlayabilen sihirli bir maddenin varlığı konusunda inanç insanların ölüme meydan okuması kadar eski bir düşünsel dilektir. Ölümü yaşamın doğal sonucu olarak kabul etmekten uzak, her yerde insanlar ölümü cehalet ve kötü niyetin sonucu olarak görmüşlerdir. İnsanların bir zamanlar ölümsüz oldukları ve halen olmaları gerektiği inancı ölümün dünyaya nasıl girdiğini anlatan mitolojik öykülerde içerilmektedir. Gılgameş Destanındaki gibi bir deniz yılanın ölümsüzlük otunu çalması motifi dünyanın her tarafında tekrarlanmaktadır. Hepsi bir yılan veya deniz canavarının kutsal bir ölümsüzlük pınarı, yaşam ağacı, gençlik pınarı, altın elma vs. koruduğu mitinin varyasyonlarıdır. Bütün bu mitlerin arkasında tanrıların kıskanç olduğu ve ölümsüzlük iksirini insanların ulaşamayacağı yerlerde sakladığı korkusu yatar (Tekvin 3:22′e bakınız). İnsanlar öz hakkı olan ölümsüzlüğü geri kazanmak için tanrıları ayartmak veya atlatmak için gerek fiziksel, gerekse de ruhsal olarak büyük çaba harcamışlardır.

Yaşam Suları: Mısır, Hint, Grek, Babil ve İbrani yaratılış efsanelerine göre hayat, her şeyin özünü taşıyan ilkel madde olan sudan çıkar. Tufan efsanelerinde hayat sulara (şekilsiz biçim) geri döner, buradan yeni şekillerle yeniden ortaya çıkabilir. Vaftiz töreni suyun hayatın kaynağı olduğu ve dolayısıyla yeniden doğma ve ölümsüzlüğün kaynağı olduğu inancından doğmuştur. Bu şekilde su nihai büyüsel ve tıbbi madde olmaktadır. Arındırır, gençliği yeniler ve bu yaşamda ve gelecek yaşamda ölümsüzlüğü temin eder. Bu sihirli “ab-ı hayat”a (yaşam suyu) birçok isim verilmiştir – soma, haoma, ambrosya, şarap – her biri insanlara ve tanrılara bilgi, güç ve ölümsüzlük başlayabilecek kutsal bir içecektir.

Hem aylık yinelenmesinden dolayı, hem de hayatın kaynağı su üzerindeki kontrolünden dolayı ay yinelenmenin nihai sembolüdür. Ayı deniz suyu, yağmur, bitkisel yaşam, dişi bereket, doğum, ölüm, inisiyasyon ve yinelemeye ilişkilendiren sembolizm Neolitik çağına dek iner. Güneş de güçlü bir yineleme ve ölümsüzlük sembolüdür. Güneş ve ayla ilgili mitolojik ve dini bağlantılar, insanların bu gök cisimlerine ilintili sıvı, bitki, hayvan, mineral ve metalleri kullanarak neden iksirler hazırlamak istediklerini açıklar.


Yazi bilgileri Gizli İlimler | Yorumlar kapalı

Hüddam Nedir?

Mart 19th, 2010 by admin

Hüddam, cinlerin şeytanın ilmiyle insanların üzerine saldırtılmasıdır. Nasıl insanların dalâlette olanları ve hidayette olanları varsa; gayb âleminde yaşayan cinlerin de dalâlette olanları ve hidayette olanları vardır. Hidayette olan cinlerin de başlarının üzerinde o devrin imamının ruhu var. Devrin imamları her devirde bir kişidir. İmam-ı Safi Hazretleri, İmam-ı Rabbanî, Hazreti Mevlâna Celâlettinî Rûmî, Hazreti Yunus Emre gibi velîler dün vardı, bugün de var. Hangi cin murşidine tâbî olursa, devrin imamının ruhu onun başının üzerine gelir ve onu muhafaza altına alınır. Ama öyle cinler vardır ki; şeytana tâbî oluyorlar. İblis cin taifesindendir. Ve cinleri kendi emrine alarak, böyle kullanılıyor.

İnsanlarda ruh vardır ama cinlerde yoktur. Onlar bir fizik beden bir de nefsle yaratılmışlardır.

15/HİCR-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

55/RAHMAN-14: Halakal insâne min salsâlin kel fehhâr(fehhâri).
İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı.

55/RAHMAN-15: Ve halakal cânne min mâricin min nâr(nârin).
Cann’ı (cinni) da ‘yalın, dumansız bir ateşten’ yarattı.

Hüddam yapan cinci hocalar, cinleri emirlerine alarak insanlara saldırtıyorlar ve onlara zarar veriyorlar. Televizyonda verilen bir haberi hatırlayalım: Bir evde eşyalar havada uçuşuyor ve aynı eşyalar durduk yerde yanmaya başlıyordu. Işte bu olayda cinler devredeydi. Cinler yanarak ölürler. Bu yüzden cinci hocalar cinleri yakmakla tehtit ederler. « Eğer dediğimi yapmazsan seni yakarım.”diye. Zavallı cinler de ona, yani bir insan şeytan olan cinci hocaya itaat ederler.

Sevgili ziyaretçiler! Televizyonda; bir çocuğun başka bir dili konuşmaya başlaması, kişilerin geçmişte başka bir kişilik olarak yaşadığı ve geçmişteki yaşamlarına ilişkin anlattıklarının doğru olduğu gibi haberleri izler dururuz. İnsanların çoğunun anlayamadığı bu durum da bir cin olayından başka bir şey değildir. Cinler, insanlara göre çok daha uzun ömür yaşarlar. Peygamber Efendimiz(S.A.V.) zamanından bugüne yaşayan cinlerin olduğu bilinmektedir.

Musa(A.S.) da Allah’ın emriyle cinleri sadece hizmet amacıyla kullanmıştır. İnsan bedenine giren suflî cinler, onları tesirleri altına alarak o kişiye hükmederler. O kişinin bedenini kullanarak, ona geçmişte başka bir bedende yaşadığını söyletirler. İnsanlar da bu durumu bir türlü anlayamazlar. Televizyon programlarında sabahlara kadar tartışır dururlar. Onlara göre reenkarnasyon, yani yeniden bedenlenme olarak ifade edilen bu durum, suflî bir cinin, bir kişinin vücuduna girerek, ona hükmetmesi halinden başka bir şey değildir. Bir çok ünlü sanatçının dahi bu konulara alet olduklarını üzüntü ile gördük. Hatta bazı sanatçılar trans
halinde iken çok ızdırap çektiler. Ayrıca bu rahatsızlıkları uyanınca da devam etti.

İblis bu insanlara hep huzursuzluk verir. Asla mutluluk vermez. Ne hazindir ki bu nedenle reankarnasyona inananlar da var!


Yazi bilgileri Gizli İlimler | Yorumlar kapalı

İstihare Nedir

Mart 19th, 2010 by admin

İstihare konusunda ALLAH resulü’nün beyanatı şöyle (b’il mana): “Mümin iki fikir arasında kaldığı takdirde istişareye yatsın!”

Bu demek oluyor ki, istişareyi Peygamber efendimiz (sav) bizzat her mümin için tavsiye etmekte. Dolayısıyla istişareye yatmak için büyük bir alleme olmaya gerek yok.
Yazinin devami icin tiklayin »


Yazi bilgileri Gizli İlimler | Yorumlar kapalı

« Eski yazilar